|
ÇOBANIN HUKUKÇULUĞU
ÇİFTÇİ MALLARI KORUMA KANUNUNU EZBERE BİLEN ÇOBANIN HİKAYESİ
Birgün ilçe kaymakamı olarak makamımda çalışmakta iken sekreter içeri girdi:
-Efendim ... Yaylasında kalan bir çoban geldi. Sizinle mutlaka görüşmesi gerekiyormuş. Konusu hem acil hem de önemli imiş dedi.
-Gelsin görüşelim dedim.
Görev yaptığım o ilçede yaylacılık ve hayvancılık çok önemliydi. İnsanlar zaman zaman birbirleriyle silahlı mücadeleye bile giriyorlardı yaylaları, mer'aları için. Benden önceki dönem ölümle sonuçlanan kavgalar bile olmuştu. 4081 sayılı Çiftçi Malları Koruma Kanunu, görev yaptığım il ve ilçelerden en çok o ilçede uygulama fırsatını bulmuştum. Konuyu iyi tahlil edip isabetli karar alamazsan, halk arasında ciddi manada sıkıntılar olabilmekteydi. Ben de tam bu konu üzerinde çalışıyordum. Bayağıda yorulmuştum. Vatandaşın hem derdini dinleyecektim, hem de biraz dinlenme fırsatı bulacaktım. Az sonra Çoban içeri girdi. Selam saygı faslından sonra başladı anlatmaya. Adeta Kanunu ezbere biliyordu. Hiç sektirmeden hem sorununa değiniyor hem de Kanunun ilgili maddeleri ile irtibat kurarak haklılığını ispata çalışıyordu. İtiraz ettiği diğer köy ve kasaba halkının hayvanlarıyla birlikte kendi bölgesine sokulmamasını istiyordu. Sessizce dinledim. Çok uzun konuştu. Kanunun neredeyse bütün maddelerine temas etti. Ama talebi karşılanacak türden olmadığı gibi haklı da değildi. Bir müddet sonra sordum.
-Tamam mı, konuşman bitti mi?
-Evet Kaymakam Bey bitti. Kanunun saydığım hükümlerini mutlaka uygulamalısın. Aksi takdirde sorumlu olursun. Gereğini yap kabilinden ilave birşeyler daha söyledi. Ben de,
-Bey efendi akşam televizyon seyrettin mi? dedim
-Hayır seyretmedim
-Peki radyo dinledin mi?
-Radyonun pili bitmişti. Dinleyemedim. Aha şimdi pazardan pil alacağım. Akşama dinlerim.
-Bak sen akşama televizyon seyretse veya radyo dinleseydin buraya kadar yorulmazdın.
-Niye ki beyim, n'oldu? İhtilal neyim mi oldu?
-Hayır hayır öyle birşey söz konusu değil. Senin az önce bahsettiğin kanun var ya.
-Evet efendim.
-İşte ben o kanunu dün yürürlükten kaldırdım. O kanun artık uygulanmıyor dedim.
-Beyim kusura bakma. Çobanlığın gözü kör olsun. Dağda elektrik yok, pil de bitti. Haberleri dinlemeyince hiç bir şeyden haberimiz olmuyor. Kusura bakma. Özür dilerim sizi rahatsız ettim şeklinde söylenerek çıktı gitti.
Bana da güle güle demekten başka birşey kalmamıştı. Fakat Osmanlı döneminden beri kanayan bu yarayı durdurmak da bana nasip oldu. İhtilaflı yaylalarda üç adet yeni köy kurmak suretiyle sorunu kökten çözdüm. Aradan yıllar geçmesine rağmen o bölgede öldürme olayları, köyler arası kavgalar vs olmadı.
|