KÜFLENMİŞ PEYNİR OPERASYONU
KÜFLENMİŞ PEYNİR OPERASYONU SONUCU BELEDİYE BAŞKANININ ŞÜKRAN TELEFONU
Bilindiği gibi Mülki İdare Amirleri çok yoğun eğitim ve sınav aşamalarından sonra meslek mensubu olabilmektedir. Eğitim aşamalarından birisi de kaymakam vekilliği sıtajıdır. Ben de adaylık dönemimde kaymakam vekilliği için bir ilçeye atanmıştım. Birkaç hafta sonra çalıştıktan sonra ilçenin pazarını görüp gezeyim dedim. Pazar yerine gittim. Çok büyük bir alana pazar kurulmuştu. Pek de canlıydı. Uzaktan etrafa bakarak ilerliyordum. Bir de ne göreyim. Pazar esnafından birisi küflü mü küflü, bozulmuş mu bozulmuş bol miktarda peyiniri getirmiş satışa sunmak üzere hazırlık yapıyordum. Biraz yaklaştım ve gözetledim. İçimden, bu peyniri satarsa bayağı bir insan zehirleyecek diye içimden geçirdim. Gezimi yarıda keserek makama döndüm. İlgili dairelere talimat vereyim de gereğini yapsın diye düşünüyordum. Önce belediye başkanını aradım.
-Başkanım günaydın, nasılsın iyi misin?
-Sağol kaymakam bey iyiyim, siz nasılsınız?
-Teşekkür ederim. İyiyim de bir sorun var.
-Hayırdır kaymakam bey n'oldu?
-Pazara gitmiştim. Dolaşırken bir olaya şahit oldum. Bir satıcı çadırın arkasında küflü peyniri tezgaha çıkarmak için hazırlanıyordu.
-Öyle mi? Nerede tam olarak?
Ben de tarif ettim. Başkan alel acele telefonu kapatmak için gayretkeş bir şekilde
-Sağol kaymakam bey hemen pazara gidiyorum. Hadi görüşürüz. Dedi.
Belediye başkanımızın hassasiyetinden çok etkilenmiştim. Yaşça benden hayli büyüktü. Hatta neredeyse benim yaşımda çocukları vardı. Daha ağzımdan kelime çıkar çıkmaz hemen pazar yerine denetlemek üzere gitmişti. İçimden böyle olursa kaymakamlık güzel bir şey. Herkes verilen emre anında uyuyor ve gereğini yapıyor. Aslında zabıtayı gönderip kontrol ettirip küflü peynirleri imha ettirebilirdi. Demek ki, görev aşkı denilen şey buydu. Helal olsun vs şeklinde düşünüp dururken sekreter belediye başkanı arıyor dedi. İyi gereğini yapmış bilgi veriyor dedim. Hemen bağlayın görüşelim dedim.
-Kayamakam merhaba.
-Merhaba başkanım. Maşallah işi kısa sürede hallettin herhalde.
-Evet kaymakam bey ben de teşekkür edeyim diye aradım.
-Estağfurullah başkanım, ne demek elbette birbirimize yardımcı olacağız.
-Eğer bu hafta da küflü peyniri kaçırsaydım hanımla papaz olacaktık. Teşekkür ediyorum.
-Anlamadım başkanım, yani, şey, ne demek istedin.
-Kayamakam bey sen küflü peyniri almam için bilgi vermedin mi?
-Olur mu başkanım. Peynir bozuk, küflü. Toplattırıp imha edesin diye bilgi vermiştim.
Başkan gülmeye başladı. Bu durum pek hoşuma gitmemişti. Ortada gülününecek bir durum yoktu ama ...
-Kaymakam bey biz küflü peyniri penisilin niyetine yeriz. Çok kıymetlidir. Fiyatı da normal peynirden daha pahalıdır. Ben de zannettim ki, durumu biliyorsun. Ben de acele ettim ve telefonu kısa kestim ki peynire yetişeyim diye. Bu sefer gülme sırası bana gelmişti. Kendi kendime iyi ki esnafla muhatap olup, küflü peynir tartışması yapmamıştım. Benim için çok yanlış gelen olay yöre halkı için son derece doğru idi.